Felsefe, matematiğin sözcük düzenleri üzerine birebir izdüşümüdür; yani matematik aksiyomları felsefede de geçerlidir.
İnsan düşüncesi hep bir özgül ağırlık taşır. Sorular, sorgular hikmet sevgisini tetikler. İnsanın özü nedir. Spinoza’ya göre “insan doğasının fiili özü, “conatus”; bir özgül iştah olarak “arzu”dur. Bunun inşa edici tarafları, kökensel izleri her alanda görülebilir…
Biz beylik ve bildik bir soralım ve üzerine düşünelim…
İnsan olmasa zaman diye bir kavram olur muydu
Yukarıdaki soruya bakarsak, İki evren açılır burada, iki düşünce kümesi…
Zaman diye bir kavram olurdu. Geçecek olan geçerdi; ama bunun sonsuz içinde anlamı olur muydu. Anlamı çıkaran, kendinde olan bilinçtir.
Olurdu, olmak üzerinde işler ve burada zamanın etkisi fiillerin mastar halinde kalır ve orada ancak berraklaşır. Cümle olmayı beklerdi.
Zaman diye bir kavram olmazdı. Çünkü geçen bir şey olmazdı. Leibniz tözü bağlamında düşünürsek, ilerleme tamamen yok oluş, ardından tamamen var oluş üzerinden işlerdi. Arzu, mastar yüküne sinmiş olarak beklerdi.
Şimdiki, geçmiş, gelecek, geniş zaman üzerinden değil; ana zamansızlık eki taşıyan bir fiil varsa işte onunla insan olmasa da, zaman ne olurdu, ne olmazdı ve dahi hem olurdu, hem olmazdı, Bu sonsuz bir çakışıklıktır…
Yorum bırakın